“BEN ORUÇLUYUM” DİYEBİLMEK

Anasayfa Fıkıh Köşesi, Manşet 09 Haziran 2018 450 Okunma
“BEN ORUÇLUYUM” DİYEBİLMEK

Ramazan ayının rahmet, bereket, huzur, mağrifet, hikmet ve duygu yüklü havasını teneffüs etmekteyiz. Hikmet dolu sahurlarıyla, şükür ve paylaşımların zirveye ulaştığı iftar sofralarıyla, ibadetlerin coşkuya dönüştüğü teravihleriyle hayatımıza ayrı bir derinlik ve zenginlik katmaktadır. Manevi güzelliklerle dolu olan Ramazan ayı müminler için bir rahmet ve mağfiret mevsimidir. Bu kıymetli zaman dilimini ibadet ve iyiliklerle değerlendiren mümin ebedi mutluluğun kapısını aralar. İnsan bildiklerini değil, inandıklarını yaşar.

İnsani ve ahlaki erdemlerin daha güçlü bir şekilde hayata yansıdığı, sosyal yardımlaşmanın ve paylaşmanın arttığı, birlik ve beraberlik ruhunun canlandığı müstesna bir zaman dilimi olan ramazan ayına erişmenin hazzını yaşıyoruz.

İradeleri merhametle eğiten ve özgürleştiren oruç ibadetimizi eda etmenin mutluluğu içerisindeyiz. Maddi ve manevi sayısız güzelliklerin yaşandığı ramazan ayını yaşıyoruz.  Ramazan, İslam’ın rahmetle yoğrulmuş adaletini, bilgi ve hikmetle bütünleşmiş ahlakını bütün insanlığa gösteren Allah Rasulü’nün, “İnanarak ve karşılığını yalnız Allah’tan umarak ramazan orucunu tutan kişinin geçmiş günahları bağışlanır” müjdesinin gerçekleşeceği rahmet ve bağışlanma ayıdır.

Ramazan, dünyanın sayısız nimetleri içinde Allah’ın lütfuna mazhar olan insanın belli bir süre zarfında bunlardan kendini uzak tutarak, bir bakıma nimetin kadrini daha yakından bildiği, nimete ulaşamayan insanların halini anladığı ve paylaşmayı öğrendiği oruç ayıdır. Oruç ile insan varoluşun derinlerden kaynaklandığını ve ötelere bağlandığını düşünür ve anlar. Orucun açtığı manevi ufuklarda dolaşıp düşündükçe kendine gelir ve kendine geldikçe bencillikten uzaklaşıp hayatın imkân ve fırsatlarını paylaşmayı öğrenir. Oruç, estirdiği manevi atmosferle yepyeni bir toplum inşa eder. Esasen toplum, ramazan ayında, içinde oruçla ilişkilerin yenilendiği bir ağ olur, yeniden var olan, dirilen bir ağ. Oruçla toplum, geleneğini, kültür ve medeniyetini daha sıkı tutar, ama onları daha bir anlamlandırarak,  yenileyerek, onlara çağı dikkate alıp yeni zenginlikler katarak yapar bunu. Oruçla, toplumun bütün özellikleri canlanır, capcanlı olur.    

Oruç, yaydığı manevi ışık ve enerji ile ve de toplumda yeniden oluşturduğu ilişki biçimiyle kötülük ve günahların, şeytan ve şeytanın avukatlarının, kötü düşünce ve vesveselerin atılmasına vesile olur. Oruçla insan, her zamankine göre daha duyarlı hale gelir; insanlar, olaylar, değişenler, değişmeyenler karşısında daha duyarlı davranır; attığı adımları daha dikkatli ve hesaplı atar; başkalarının hak ve hukukunu ihlal edecek davranışlardan kaçınma konusunda daha hassas olur. Yani oruç, insanı uyandırır, uyanık kılar. Orucun verdiği uyanıklık, bizi dünyaya açar; oruçla bizim dışımızdaki dünyanın farkına varır, onların yaşadıklarına duyarsız kalmaz. Onları anlamaya, tanımaya, paylaşmaya, onlarla hemdert olmaya başlar. Kötülük yapanlara karşı da birlikte mücadele etme bilinç ve azmi kazanır.                   

Oruç, insan için kalkan görevi görür. Nitekim Hz. Peygamber “Oruç kalkandır.” Buyurmuş.  Hem kişiden başkalarına gidecek kötülük veya zararlara karşı, hem de başkalarından kişiye gelecek kötülük veya zararlara karşı bir siperdir. Bu yönüyle de toplumun bozulmasına, toplumu ayakta tutan en temel dinamiklerden birlik, uzlaşma, bütünleşme ve barışın sağlanması veya devam etmesinde vazgeçilemez bir rol oynar.  Oruç, bütün boyutlarıyla insanın yeniden var olmasını sağlar; bu nedenle ramazan ayı yeniden var olma ayıdır.

Asırlardır din ile bağını  koparmadan sürdüren ve onu hayatına rehber edinen milletimiz, ramazan ayının esenliğini, insanlığı mutluluğa erdiren manevi atmosferini nefislerinde, ailelerinde ve toplumlarında yaşamış ve yaşatmış, sevinçleri ve üzüntülerini birlikte paylaşmış, sofralarını ve gönüllerini muhtaçlara açmış, ramazan ayını sadece dinî değil, sosyal ve kültürel hayatları için de canlı bir dönem haline getirmişlerdir. 

Zekâtlar, sadakalar, yardımlaşmalar, ziyaretler, kötü alışkanlıkların ve çirkin sözlerin terk edilmesi gibi ibadetler, cennetin kapısını aralar. Çirkinliğe, kötülüğe ve Allah’a isyana karşı oruçlu insan, güzellikler bahçesi cennetin konuğu olur. Geliniz, bizler Ramazan ayını değil, Ramazan ayı bizleri değiştirsin. Ramazanın sade, huzurlu, mütevâzi ve manevî iklimini bozmamaya özen gösterelim. Oruç bizi her türlü aşırılıktan ve kötü alışkanlıklardan arındırsın. Ahlâkımızı, kişiliğimizi ve ilişkilerimizi orucun hikmeti ve rahmetiyle onaralım. Ramazan ve oruç vesilesiyle iyi bir insan iyi bir mümin olmanın yollarını arayalım. Oruçlarımızın; Rahmet Peygamberi’nin, “Bir kimse Allah yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah bu tutulan oruç sebebiyle o kimsenin yüzünü cehennem ateşinden yetmiş sene sürecek mesafelik yere uzaklaştırır.” hadisi şerifiyle müjdelediği oruçlar olmasını Yüce kabul eylesin.

Fert ve toplum olarak  merhamete, sevgi ve saygıya ve birbirimizi anlamaya muhtaç olduğumuz günümüzde, ramazan ayının insanların yalnız kendi dünyalarında, kendi hanelerinde, kendi sofralarında yaşadıkları bir neşe olarak kalmaması, güzelliklerin yoksullarla, yetimlerle, kimsesizlerle ve yüreği yaralı insanlarla paylaşıldığı bir ay olması dileğiyle ramazan ayınızı tebrik ediyor, ülkemiz ve bütün insanlık için hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

74978e3b3f6e01292b82b4c8b5fff9db
Tüm Hakları Şereflikoçhisar Tuzgölü Haber Gazetesine Aittir. Şereflikoçhisar,haberler,Yerel Haberler,Tuzgölü Haber,Tuzgölü haber gazetesi,Yerel basın,Koçhisar,Sondakika,güncel haberler,ulusal haberler,siyaset,ekonomi,teknoloji,sağlık,spor
Portal Teması : Wptr.Co
iski fatura ödeme hgs bakiye yükleme tattoo tattoo