Sabır, Allah tarafından insanlara verilmiş, dayanma, irade, kendine hakim olup, zor koşullar altında metanetini yitirmeden, sıkıntılara dayanma gücüdür. Bir yerde karşıdaki kişinin seviyesine düşmemek, işin daha kötüye gitmesini engellemek, ya da konuşsa dahi birşeyin değişemeyeceğini anladığı için bir yerde sessiz kalmaktır. Her ne kadar günümüzde, sabır; korkaklık olarak aczedilmeye çalışılsa da sabır, erdemliktir, sabır; her kişinin başarabileceği bir şey değildir. Haksızlık karşısında susmak, başkasının hakkını gasp etmesine, ötekileştirilip, baskı uygulanmasına da sessiz kalmakta sabır değildir. O yüzden çoğu zaman ki, bam telime basılmadığı, kutsallarıma, ekmeğime ve namusuna el uzatılmadığı sürece sabırlı olmayı tercih ederim. Hz. Mevlana’nın da dediği gibi; “Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verecek bir cevabım var elbet. Lakin bir lafa bakarım laf mı diye. Birde söyleyene bakarım adam mı diye” sözü şiarım olmuştur.
Her ne kadar sabırlı olmaya çalışsam da bazıları “keçinin çobanın değneğine sürtündüğü gibi, kalemime sürtünmeye, küfürbaz papağandan küfür isteyen sahibi gibi örtümü kaldırmaya çalışıyor. Belediye ile sorunumuzu, aslında sorunda değil, canı sağ olsun değerli belediye başkanının egoistliği, geçmişini unutması, koltuğa oturunca bir şey oldum sanıp, sağındaki, solundaki kişilerinde gaz vermesi sonrası, 31 Mart yerel seçimlerinden bu yana buz gibiyiz. Amenna ve saddakna! Allah yolunu bahtını açık etsin. Gelene kapım açık olduğu gibi, gidene de eyvallahım olmadı, olmazda…
Yerel seçimler sonrası ne haber gönderir, ne toplantıya çağırır, ne arar, ne sorar… Çokta mühim değil. Meslek hayatımda, bu bir ilk olmadı son da olmayacaktır. Bu gibi kişiler hep pohpohlanmaya hep yalakalık yapılmaya, alışık oldukları, bende bunlardan pek haz etmediğim için, çokta umurumda değil. Değerli başkan bey, ister küsmüş, ister konuşmuş, ha varlığı ha yokluğu. Ekmeğimi vermiyor, ekmeğini vermiyorum. Onun gibi kişilerin günleri sayılı olduğu için, bugün varlar yarın yoklar. Çok şükür meslek hayatımda onun gibi 5-6 kişiyi gördüğüm için çokta önemsemiyorum doğrusu.
Olumlu haberlerden bilgim olmadığı için pek bir şey yazamasam da, olumsuzlukları gerek haber, gerekse bu köşeden siz okurlarımıza duyurmaya devam. Dedim ya bunun gibi 5-6 kişiyi gördüm. Kimisi yapmış olduğum haberler, yazmış olduğum köşe yazılarım sonrası mahkemeye verdi, kimisi kapı kapı gezip abonelerimi iptal etti. Ama hepsi de bir çaput bezle geldi, yine bir çaput bezle gitti.
Bizim değerli başkan, diğerleri gibi mahkemeye vermek yerine farklı farklı yollar izliyor. Önümüzdeki hafta 31 Mart yerel seçimlerinden sonra gerek yetkisini, gerek makamını, gerekse ikili ilişkileri kullanarak şahsım ve gazeteme yapmış olduğu haksızlıkları enine boyuna kaleme alacağım için bu hafta son yaptığı konudan bahsedeceğim.
Gazetemizi takip edenler bilirler, Salı günkü baskımızın manşetinden Pazar esnafının çilesini haberselleştirmiştim. Konu malum, yıllar önce yapılan ve yapıldığı ilk günden bu yana kış aylarında çok soğuk olan, her Belediye Başkan adayının projelerinde yer alan Pazar yeri… Malum bizim değerli başkanda söz vermiş, Pazar yerine çözüm yolu bulacağını ifade etmiş, nitekim o dönerli koltuğa oturduktan sonra 2025 Nisan ayında sözde, bakın sözde diyorum, Pazar yerinin etrafına duvar örmüş, sanki köyündeki koyunlara yaptığı gibi derme çatma bir yapı yapmış, yine sözde soğuğa çare bulacaktı. Ama olmadı. Geçtiğimiz hafta pazarcı esnafının %70’i aşırı soğuktan dolayı tezgah açamadı, açanda Pazar yerine değil, güneş gören yolun kenarına açtı. Bende haklı olarak bunu haber yaptım. Gazetemiz henüz okurlarımıza ulaşmadan, bir gün önce akşam gazetemizin sosyal medya hesabında paylaştığım için, belediye yetkililerimiz gazetemizdeki haberi görür görmez, sen tut, yapmış olduğum haberde fotoğrafı olan kişiyi ara, “vay efendim sen niye böyle dedin, vay efendim, o gazeteye neden konuştun, vay efemdim şöyleydi, vay efendim böyleydi. İşini gücünü bırak adeta hafiyeliğe başla. Sanki başka işleri güçleri kalmadı. Sanki yalan yanlış bir şey yazdık. Halbuki gazetemize konuşan kişiyi aramak yerine, Belediye Meclis Üyesi Çağatay beye sorsalardı, onlara her şeyi anlatırdı. Ben haber yaparken, Çağatay beyde o yolun kenarındaki tezgahtan alışveriş yapıyordu.
Dahası ve işin en vahim yanı ise, siz kim oluyorsunuz da yapmış olduğum haber sonrası vatandaşa baskı kurmaya çalışıyorsunuz? Siz kim oluyorsunuz da, yapmış olduğum haberin doğruluk derecesini araştırıyorsunuz? Çok mu araştırmak istiyorsunuz, alım satımların nereden yapıldığını, hangi işi hangi ihale ile yaptığınızı, bu güne kadar yapmış olduğunuz alımları kim yada kimlerden yaptığınızı, ruhsatı olmayan iş yerinden alış veriş yapıp yapmadığınızı araştırın. Tüm bunları yapamıyor ve yalan haber yaptığımızı düşünüyorsanız yargı yolu açık. Verin mahkemeye, ak kara belli olsun. O yüzden şayet bu güne kadar susuyor ve konuyu kişiselleştirmiyorsam, bu haksız olduğum anlamında değil, bazılarını adam yurduna koymak istemediğimdendir. Sabrımı zorlamayın… Her kes işine baksın. Başkan Başkanlığını, çalışan; çalışanlığını, yalaka; yalakalığını, gazeteci de haberini yapsın. Sayılı gün çabuk geçiyor. Bakın dün neredeydiniz, bugün nerede…? Yarında nerede olacağınız belli iken, açtırmayın kutuyu, söyletmeyin kötüyü. Oturun, yeyin, için, yedirin, içirin, sonra da geldiğiniz yere geri dönün…
Her şeyin gönlünüzce olması dilek temennisi, selam ve dua ile…

DİĞER HABERLER
EVLİLİK ÖNCESİ KADIN ERKEK İLİŞKİLERİ!
MEHMET ÇETİN – Esnaflara merhaba
“Acımı yaşayamıyorum”