Yaradana sonsuz şükrüler olsun ki, bizleri bir Ramazan-ı Şerife daha kavuşturdu. Gece kalktığımız ilk sahurumuzla birlikte Ramazan-ı Şerife merhaba diyoruz. Bir ay boyunca oruç tutacak, ardından rabbim izin verirse bayrama kavuşacağız. Her ne kadar, umudum, hasretim, arkadaşım, sırdaşım, kardeşim, daha doğrusu her şeyim olan babamın vefatı sonrası, bayramlar bana gelmese, bir yanım hep eksik kalsa da, bayramı bayram gibi yaşayanlar olacaktır.
Yazılarımı takip edenler bilirler, her ramazan-ı Şerifte oruçlu kişilere karşı oruç tutmayanların biraz daha saygılı olmasını ifade eder, hatta birazcık ayrıcalık isterdim. Öyle bir toplum haline geldik ki, artık, oruç tutanların oruç tutmayanlara karşı saygılı olmalarını, mümkünse gözünün içine baka baka yiyip içenlere karşı sessiz olmanızı istirham ediyorum. Hastası var, kalbi olan var, keyfe keder oruç tutmayan var, sigara içtiği için dayanamayan var. O yüzden oruç tutan kardeşlerimden ricam, oruç tutmayanlara karşı iyi niyetli olun, neden oruç tutmuyorsun, ben oruçluyum karşımda yeyip içme” demeyin. Rabbim şimdiden tuttuğumuz, tutacağımız oruçlarımızı kabul eylesin.
Ramazan-ı Şerif demişken, Ramazan-ı Şerifle devam edelim. Malum 11 ay her haltı yeriz, ama Ramazan-ı Şerif geldiği zaman bizden daha Müslümanı olmaz. Eylemlerimizle bir şey yapmayız ama; söylemlerimiz, duyanların bizi adam sanmasına vesile olur. En iyi yardımı biz yaparız, en merhametli, en mütevazı, en iyiliksever biz oluruz. Dahası hiç bir şey yapmamamıza rağmen, klavyenin başına geçip, hele birde son model akılı telefonları elimize aldığımızda, asar, keser, kendimize yöre yorumlar, olmayan ayet hadisleri uydurur, konuyu dine diyanete bağlarız.
Malum Ramazan-ı Şerif paylaşma ayı, Ramazan-ı Şerif kardeşlik ayı, Ramazan-ı Şerif yoksul, fakir, fukara ve ihtiyaç sahiplerini hatırladığımız günlerdir.
Hepimiz elimizden geldiğince yardım yapmaya çalışırız. Bazılarımız yapmış olduğu yardımları sosyal medyada paylaşma gereği duyar. Amenna, saygı duyarım. Paylaşan kişinin hiçbir art niyeti yoktur aslında. Ama hani yukarıda yazmış olduğumuz dinle diyanette işi olmayanlar, her fırsatta din ve diyanete saldıran arsızlar var ya, babasından, dedesinden duymuş olduğu laflarla, hemen altına yorum yazarlar, vay efendim niye resmini attın, vay efendim görüntü için yardım mı olur?, vay efendim bir elin verdiğini diğer el görmeyecek vs vs. Bende insanların rencide edilmesine karşıyım, bende kimsenin çoluk-çocuğu aleni bir şekilde sosyal medyada gezsin istemiyorum, ama işin birde öbür yanı var. Ben olayın teşvik boyutundayım. Emin olun birçok insan yardım yapacak kişi ya da kurum bulmakta güçlük çekiyor. Hele birde işin içerisine para girdiği anda, tüm algılar, tüm yorumlar bir anda olumsuzlaşıyor. Sen-ben, o yardım yapsın ki, bu yardımı gören kişiler teşvik edilsin.
Ve dahası yardım yapacağımız kişiler!. Mümkünse işin kolayına kaçmayalım. Son yıllarda moda oldu. Bir yardım yapılırken, uğraşmamak adına ya o mahallenin muhtarına, ya da o mahallede oturan tanıdığımız bir kişiye verip, şunları, şunları ihtiyaç sahibi ailelere dağıt diyoruz. Evet muhtarlar mahallesini en iyi bilen insanlardır. Şüphe yok! Ancak kime ne verdik takibini yapmalıyız. Bir aileye 10 yardım yapılıyor, diğer bir aile yardımın Y’sini görmüyor. Yardım dağıtırken, zaman zaman karşılaşmıyor değiliz. Emin olun ihtiyaç sahibi aileler isteyemiyor. İsteyen kişilerin çoğunluğu belli kişiler. Hal böyle olunca, isteyen istediğini ulaşınca, isteyemeyen zor günler yaşıyor. Rabbim tutacağımız oruçları, vereceğiz sadakalarını, yapacağımız hayır hasenatları, zekat ve firelerimizi dergahı izzetin kabul eylesin.
Son olarak ilçe belediyesi hakkında yine kulağıma hoş olmayan fısıltılar geliyor. İlçe Belediyesi yada yetkilisi yine doru durmuyor gibi. Malum bir müdürlük ya da görevde yükselme sınavı var. Günler öncesinden telaşı, pardon pardon torpil olayı başlamış. İşçi alımlarında olduğu gibi, yine kapalı kapılar arkasında pazarlıklar yapılıp isimler belli olmaya başlamış. Birçok kişi makam odasına çağırılıp, sen, sen sınava girmeyeceksiniz. 3 kişi sınava girecek, birisi Ze…., diğeri Yü…, son olarak Uğ… Bir kişi elenecek. Geriye kalan 2 kişiden birisi komiser, diğeri Müdür olacak. Biri ya da birileri de sonra çıkıp, yetim hakkı, kul hakkından bahsedip, geçmiş yönetimi eleştirecek. Vay memleket vay…
Her ne ise. Sayılı gün çabuk geçiyor. Son günlerde birde villa olayı var. Yine birileri boş durmamış, bilmem nerden, kaç milyona villa almış. Bakalım kim miş kaç paraya almış, nereden almış? Onu da ilerleyen günlerde öğreneceğiz.
Her şeyin gönlünüzce olması dilek temennisi, selam ve dua ile..

DİĞER HABERLER
Mehmet Çetin – Cumhuriyet İlkokulu’mdan ilk hatıra
Bedelli askerler, ilçe nüfusu ve Tuz Gölü’nün tanıtımı
Ömer Kılıç – Yaratılışın gayesi olarak ibadet