Şereflikoçhisar Tuzgölü Haber Gazetesi

Gazete – Matbaa – Baskı İşleri

SIRTI KAŞINAN KEÇİ…

Atalarımız ne güzel sözler söylemişler yıllar yıllar geçse de güncelliğini hala koruyorlar. Örneğin bunlardan hoşuma giden birkaçını paylaşayım. “Sırtı kaşınan Keçi, çobanın değneğine sürtünürmüş”. “ Körler sağırlar birbirini ağırlar”. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanarmış”.

Yalan demişken, yalanla devam edelim. Malum günümüzün en büyük hastalığı. Yalan söylemek hiç de doğru kabul edilmez malumunuz. Ama her fırsatta da maalesef söylenir. Tabii ki yalan söyleyen herkes kesinlikle bu yalanının bir gün ortaya çıkacağını da düşünmeli ve anlamalı…

“Vakitlerden bir vakit padişah, çağırmış tellalları, “Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim” diyerek ilanını halka duyurma emri vermiş. Yalan güzel bir şey değil; ama padişah bu ilanla zeka testi yapacakmış.

Yarışma zamanı gelince padişah, katılanları teker teker huzuruna çağırmış. Biri, kendinden emin bir şekilde yalanını söylemiş: “Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.”.

Padişah: “Bunun neresi yalan? Kuş kartaldır, aslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabi!”.

İkinci yarışmacı, “Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar.” demiş demesine; ama padişah buna, “Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Tac da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Tac kimin kafasındaysa kral odur tabii!” cevabını vererek bunun yalan olmayacağını ifade etmiş.

Bir başka yarışmacı da, “Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!” diyerek yalanını ortaya koymuş. Amma velakin padişah, buna da bir cevap vermiş: “Senin ok, bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce ok, takılacak yer bulamayıp yere düşmüştür.”

Böylece padişah, her yalana geçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha “Bu yalandır!” dedirtememiş. Ancak son yarışmacı hariç.

Son yarışmacı: “Padişahım, siz benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştınız. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır derseniz ödülümü veriniz. Yok, bu dediğim yalan değilse o zaman borcunuzu ödeyiniz!”.

Yalan söylemek ahmakların işidir. Zeki insanlar asla yalan söylemezler. Çünkü doğruyu söylemenin binlerce yolunu bilirler.

Aynı o misal son günlerde ilçemizde keline, feline bakmadan, açık açık yalan söyleyenler artmaya başladı. Hatta öyle bir hale geldi ki, yalan artık ağızlarına yuva yapar oldu. Ama unuttukları bir şey var,

Yalanlarının bir gün gün yüzüne çıkacağını hesaba katmıyorlar. O yüzden bir yerde, bir toplumda şayet yalan söyleyeceksek(ki bence hiç söylemeyin)  söyleyeceğimiz yalanları sağlam dayanaklar üzerine oturtmamız lazım. Yoksa yukarıdaki padişaha döner, işin içinden çıkamayız.

Son olarak bazı kişiler beni çoban sanıp, sopama sürtünmeye çalışıyor. Çoban değilim ancak, elimde her zaman sopam bulunur. Kaşınan olursa seve seve kaşımaya razıyım.

******

Geçtiğimiz günlerde dost meclisinde sohbet ederken bir arkadaşım, malum Eğitim Öğretim yılı başladığı için İlçemiz Eğitimi ile bir olay söyledi. Gerçeği ne kadar yansıtıyor, bilmiyorum. Arkadaşımın iddiası “ilçemizde bulunan her hangi bir ortaokul için öğrenci kayıtları yapılması yönünde çalışmalar yapılıyor. Falanca okula çocuğunuzu gönderin, iyi olur, şöyle faydası vardır, şöyle tecrübeli öğretmenleri var vs diyorlar. Ama ne hikmetse o okul Müdürünün çocuğu bir başka ortaokulda eğitim görüyor. Hal böyle olunca merak ettim. Acaba bu okul Müdürü başka velilerin çocuklarını görevli olduğu okula gönderilmesini isterken, kendisi çocuğunu neden aynı okula değil de başka okula gönderiyor. Bunu çok merak ediyorum. Şayet o okulda Eğitim çok güzelse niçin kendi çocuğunu gönder mi yor, değilse, başka çocukları niçin o okula kayıt yaptırmaya zorluyorlar?” dedi.  Aslında inşallah böyle bir olay yoktur da, varsa şayet bu yönde İlçe Milli Eğitim Müdürü gerekli çalışmayı yaparsa çok memnun olurum.

Her şeyin gönlünüzce olması, yalandan, haramdan uzak bir hayat yaşamamız dilek ve temennisi selam ve dua ile..